ana sayfa yazılar love letters kimlik dergi mekân EN
BİR SİNEMAYI KURAN DOKSAN SANİYE, LYNCH
Blue Velvet, 1986 ve bir Amerikan yönetmenin sonraki kırk yılının yapısal yöntemini kurduğu açılış sekansı üzerine.
David Lynch stüdyosunda, 15 Mart 2002, Hollywood, California. Fotoğraf: Chris Weeks
Lynch 1986'da bir filmi, yaklaşık doksan saniyelik bir sekansla açtı: beyaz ahşap çitler, kırmızı güller, bir banliyö çimenliği, felç geçiren bir adam ve toprakta birbiriyle beslenen böcekleri göstermek için çimenlerin içine inen bir kamera. Kariyerinin geri kalanı, o doksan saniyenin çoktan ortaya attığı şeyin açılımıydı.
David Lynch, Blue Velvet'i 1986'da yaptı. Film o yılın 19 Eylül'ünde Amerikan sinemalarında gösterime girdi ve ona ikinci En İyi Yönetmen Akademi Ödülü adaylığını kazandırdı. Daha önce Eraserhead (1977), The Elephant Man (1980) ve Dune (1984) filmlerini yapmıştı; Blue Velvet ise, kendi koşullarıyla çektiği daha küçük bir filme bilinçli bir çekilmeden doğdu. Kırk yaşındaydı. Arkasında on yıllık uzun metraj deneyimi vardı. En geniş çevrede tanınacağı işi henüz yapmamıştı. O iş, Blue Velvet'ti.
Film, sinema tarihine tek bir şey olarak geçmiş bir sekansla açılır. Sessiz bir Amerikan banliyö sokağının önünde beyaz ahşap çitler. Beyaz çitlere yaslanan doygun kırmızı güller. Yolda ağır ağır geçen bir itfaiye aracı, üniformalı bir itfaiyeci el sallıyor. Üniformalı bir geçit görevlisinin koruduğu bir caddeden geçen çocuklar. Ön bahçesinde çimleri sulayan bir adam. Yer altında bir şeye dolanan bir hortum. Boynunu kavrayan, hortumu düşüren, ağır ağır çimenlere devrilen, seğiren adam. Üstünde dikilen, hâlâ su fışkırtan hortumdan içen küçük bir köpek. Ve sonra, çok yavaş, çimenlerin yeşilinden geçerek, yüzeyi aşarak, toprağın içine inen kamera; ta ki ekran, çimenin altındaki toprakta birbiriyle beslenen kara böceklerin yakın plandaki kıvranışıyla dolana dek.
Blue Velvet (1986), yönetmen: David Lynch
Sekans yaklaşık doksan saniye sürer. Filmin yapısal savının imge olarak söylenmiş hâlidir. Lynch kariyerinin geri kalanını onu inceleyerek geçirecekti.
Sav kesin. Görünür yüzeyin Amerikan gündelik hayatı ile alttakinin şiddeti ayrı dünyalar değil. İki ayrı uzaklıktan görülen aynı dünya. Yukarıdan kusursuz bir çimenlik, aşağıdan beslenen böceklerden kurulu bir düzendir. Ana caddesinden küçük bir Amerikan kasabası, boş bir arsada kesik bir kulağın, bir dairede tutsak edilen bir kadının ve bir bodrumda şiddet uygulayan bir adamın olduğu bir kasabadır. Kamera, açılış sekansında, yalnızca birinden ötekine olan mesafeyi kat eder. Yüzey de alttaki de oradadır. Blue Velvet'in ve sonrasında gelenin sineması, ikisi arasında hareket etmenin sinemasıdır.
Bu bir eğretileme değildi. Amerikan hayatının nasıl kurulduğuna dair yapısal bir iddiaydı; bir bakma yöntemi olarak sunulmuş. Lynch'ten önceki Amerikan sinemasının çoğu, banliyö yüzeyinin altındaki şiddeti ya bir ahlaki teşhir (yüzey yalandır, alttaki gerçektir) ya da bir gerilim öncülü (alttaki, kahramanın çözmesi gereken bir sorundur) olarak ele almıştı. Lynch iki okumayı da reddetti. Yüzey ile alttaki eşit ölçüde gerçekti. Hiçbiri ötekinin hakikati değildi. Film, ikisi arasındaki ilişkiyle ilgiliydi; ilişkinin çözülmesiyle değil.
Dorothy Vallens rolünde Isabella Rossellini, Blue Velvet (1986), yönetmen: David Lynch
Blue Velvet'İn olay örgüsü, özetle, basİt. Kyle MacLachlan'ın canlandırdığı Jeffrey Beaumont adında genç bİr adam memleketİne döner, bİr tarlada kesİk bİr İnsan kulağı bulur ve kulağın İzİnden gİzlİ bİr dünyaya gİrer: şİddetİn, seksİn ve Isabella Rossellİnİ'nİn oynadığı örselenmiş gece kulübü şarkıcısı Dorothy Vallens'İn dünyası. Dorothy'yİ, Dennis Hopper'ın hayat verdİğİ Frank Booth adlı şİddet dolu bİr figür denetler. Olay örgüsü bİr gerilim örgüsü. Fİlmse değİl. Olay örgüsü yüzeydİr; fİlm, kameranın o yüzeyle yaptığı şeydİr.
Kameranın baştan sona yaptığı şey, açılış sekansındaki o devinimi sürdürmek. Görünürden görünürün altındakine, sonra geri, sonra yine geri. Genç bir adamın üniversite kasabasına dönüşü ile birkaç sokak ötede bir kadının bir daireye hapsedilişi, aynı kasabada var olur. Bir polis müfettişinin aile yemeği ile aynı müfettişin bir yolsuzluk çetesine bulaşması, yan yana sahnelerde durur. Bir pazar okulu şarkıcısının sesi ile röntgenci bir suç, aynı karakterin hayatında aynı akşam içinde gerçekleşir. Film bu karşıtlıkları çözmez. Onları çerçeveler. Çerçeveye dair bir film.
Lynch'in Eraserhead'de, The Elephant Man'de ya da Dune'da yapmadığı şey buydu. Eraserhead atmosferik söz dağarcığını kurmuştu. The Elephant Man, tarihsel malzemeye hâkimiyetini göstermişti. Dune ise, duyarlığının bir stüdyo serisiyle uyumsuzluğuydu. Blue Velvet, Lynch'in tam işler bir yönteme sahip olduğu ilk filmdi: Amerikan hayatına, yüzey ile alttaki arasında eşit şartlarla hareket ederek yeni imgeler üreten bir bakış.
Sonrasında gelen her şey bu yöntemi kullandı.
Kırmızı Oda, Twin Peaks (1990), yönetmen: David Lynch
Wild at Heart (1990) aynı karşıtlığı yol filmi üzerinden işledi. Twin Peaks (1990-1991) onu bir küçük kasabaya ve bir ulusal televizyon dizisine taşıdı; bir lise mezuniyet kraliçesinin cinayetini, ilçe çapında gizli bir şiddet ve istismar düzenine açılan giriş kapısı olarak kullandı. Lost Highway (1997) onu evliliğe ve kimliğe uyguladı. Mulholland Drive (2001) onu Hollywood'a taşıdı. Inland Empire (2006) onu bizzat sinemanın üretimine dek genişletti. Twin Peaks: The Return (2017) onu, çeyrek yüzyıllık birikmiş Amerikan zamanının içinden geçirdi. Her film, Blue Velvet'in açılışındaki doksan saniyede tümüyle görünür hâle gelmiş yöntemin farklı bir uygulamasıydı.
Lost Highway (1997), yönetmen: David Lynch
O doksan saniyede görünür olan bir başka şey, Lynch'in kamerayla yapmaya hazır olduğu şeydi. Çimenlikten toprağa inen o yavaş hareket, 1986'da neredeyse hiçbir büyük Amerikan yönetmenin yapmadığı bir kamera hareketiydi. Hareket telaşsız. Yorumsuz. Ürettiği imgeyi vermek için kendi zamanını almaya razı. Dönemin Amerikan sineması büyük ölçüde hızlı kesme ve aksiyon sahneleri üzerine kuruluydu; kurgu, seyircinin dikkatini yönetmek için tasarlanmıştı. Lynch ise, kameranın yavaş hareket ettiği, oyalandığı ve imgenin yardımsız oturacağına güvendiği bir film yapıyordu. Açılış sekansı, seyirciden, birbiriyle beslenen böcekleri birkaç saniye boyunca, yakın planda, hiçbir anlatısal açıklama olmadan izlemesini istedi. 1986'nın Amerikan filmlerinin çoğu kesip başka yere geçerdi. Lynch geçmedi. İmgeyi, yüzey-ve-alttaki yapısının anlaşılmaktan çok hissedilmesine yetecek kadar uzun tuttu.
BU, YÖNETMENE AİT BİR TUTUMDU. LYNCH'İN ELİNDE KAMERA, NEYE BAKıYORSA, YÜZEYE YA DA ALTTAKİNE, TAM DİKKATİNİ VEREN VE SEYİRCİDEN AYNı DİKKATİ İSTEYEN YAVAŞ BİR ALETTİ. SONRASıNDAKİ HEMEN HER BÜYÜK LYNCH İMGESİ, AYNı ELDEN, AYNı BAKıŞLA ÇıKTı. TWIN PEAKS'IN ATMOSFERİK UZUN PLANLARı, LOST HIGHWAY'IN RÜYAMSı OTOYOL SEKANSLARı, MULHOLLAND DRIVE'DA NAOMı WATTS'ıN YÜZÜNDE OYALANAN KAMERA, THE RETURN'ÜN ON SEKİZ SAATLİK SABRı. O ALET, 1986'DA ÇİMENLERİN İÇİNE İNMİŞ OLAN ALETLE AYNıYDı.
Naomi Watts, Mulholland Drive’da (2001), yönetmen: David Lynch
Lynch Ocak 2025'te, yetmiş sekiz yaşında, Los Angeles'ta öldü. Yapıtlar bütünü kapandı. Blue Velvet'in açılışının 1986'da kurduğu yapısal yöntem, otuz dokuz yıl boyunca ve uzun metraj filmlerde, televizyonda, resimde, müzikte, mobilyada ve COVID salgını sırasında hazırladığı günlük bir YouTube hava durumu bülteninde işler durumdaydı. Yöntem sinemaya özgü değildi. Amerikan hayatına, başka yönetmenlerin üretmediği imgeler üreten bir bakıştı; çünkü onlar aynı biçimde bakmıyorlardı.
Blue Velvet artık otuz dokuz yaşında. Film okullarında okutuluyor ve hâlâ kesintisiz dolaşımda. Açılış sekansı, Amerikan sinemasının en çok çözümlenen sekanslarından biri. Lynch'in 1986'da o doksan saniyede görünür kıldığı şey, sonra bütün hayatını incelemekle geçirdiği yapısal bir ilişkiydi. Çimenlik yukarıdan hâlâ güzel. Böcekler toprakta hâlâ besleniyor. Filmin savına göre, iki imge de eşit ölçüde gerçek. Yapmaya değer sinema, ikisi arasında hareket edendir.
KAYNAKÇA
Lynch, David. Blue Velvet. De Laurentiis Entertainment Group, 1986. Yönetmen, senarist.
Lynch, David; McKenna, Kristine. Room to Dream. New York: Random House, 2018.
Lynch, David. Catching the Big Fish: Meditation, Consciousness, and Creativity. New York: Tarcher / Penguin, 2006.
Rodley, Chris (ed.). Lynch on Lynch. Londra: Faber and Faber, 1997, gözden geçirilmiş baskı 2005.
Atkinson, Michael. Blue Velvet. BFI Modern Classics, Londra: British Film Institute, 1997.
Nochimson, Martha P. The Passion of David Lynch: Wild at Heart in Hollywood. Austin: University of Texas Press, 1997.
Academy of Motion Picture Arts and Sciences, En İyi Yönetmen adaylığı, 1987.
David Lynch Foundation. 2005'te kuruldu.